Söyle sevgili, bitirdiğin yaşanmışlıklardan mutlumusun şimdi?
“Yaşadığım fanusu kırdım, artık daha geniş bakabiliyorum” derken, sadece daha geniş bir akvaryuma geçtiğinin farkındamıydın.?
Habitat aynı, alan farklı. Çok yanıltıcı!
Alışmakdan korktuğun için, dokunmakdan vazgeçtiğin bedenlere bir yenisi daha eklendi işte.
Minimal mutluluk kavramını, bulamamış olsanda, cesaretinin olmadığını kendine itiraf edebildin mi?
Aradan tam 1 ay geçti. Yokluğun hala acıtmaya devam etse de, senden bulaşan pesimizmi atmayı başardım yine de.
İlk günlerin aksine, keşkeleri çıkarıp, iyi ki yaşanmış diyebiliyorum. Çünkü geçirdiğim güzel zamanlar halaa içimde biryerlerde..
Peki ya sen? Bu kadar çabuk mu unuttun, yoksa korkunun esiri olarak, unutmuş taklidi mi yapıyosun?
Belki cesaret eder de bir mesaj atar diye, telefon numaranın halaa kayıtlı olduğunu biliyormusun?
Yoksa çekmek istediğin o kavanoza sığamadığım için halaa beni mi suçluyosun?
Geçkalmışlıkların pişmanlıkları omuzlarında birer yük iken halaa,
senin için sırtlanmama izin vermediğin bu olgulara, artık nasıl bakıyosun?
Bir “Merhaba” ile başlayan herşey, çözülmemiş herşey, yarıda kalmış herşey, tamamlanmamalı mı sence?
Evet, sevmezsin sen, sonsuz döngüleri, ya da tamamlanmamış projeleri.
Dikkat ettiğin o dil bilgisinden, noktalama işaretini koymanın zamanı çoktan geldi.
Son bir cesarete ne dersin?
Beklenmektesin…